İYEV Başkanı Müslüm Sarı: AKP parantezi kapanıyor

Müslim Sarı, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş sonrası uluslararası alanda yaşananların Türkiye’ye yansımalarını Cumhuriyet’e değerlendirdi. AKP iktidarının söz konusu fırsatı kullanamayacağını belirten Sarı, 2023 sonrasındaki Türkiye’nin yeni siyasal iktidarının hareket alanının ortaya çıktığını belirterek, şöyle konuştu: “Bu alanı muhalefetin görmesi ve bunun üzerinden stratejiler kurması gerekir. Yeniden AB üyeliği, Avrupa değerleri, yeniden demokrasiyle birlikte Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, 100 yıl önceki ruhla bir kere daha harekete geçiren, AKP’nin yarattığı tahribatları kapatan, yeniden kurucu rolü üstlenen bir çerçeveye ihtiyaç var. Bu savaş ve küresel gelişmeler, bunun uluslararası koşullarını oluşturdu. Yani bir zemin oluşturdu.”

“SAVAŞLA YANIT VERDİ”

Dünyanın “yeni bir güvenlik mimarisine” doğru gittiğine yönelik tartışmaları anımsatan Sarı, “çok kutuplu yapı” tartışmalarına da dikkat çekerek, “ABD, Biden ile beraber Çin’i Malakka Boğazı’na, Rusya’yı da Baltık’tan başlayıp Kafkasya’ya kadar inen hatta sıkıştırma stratejisi izliyor. NATO’nun 90’lardan beri, doğuya doğru ilerlemesi de Rusya’yı köşeye sıkıştırmıştı. Rusya, Ukrayna savaşıyla buna bir cevap verdi. Sırtı duvara yaslanmış bir kedi gibi, ‘Buraya kadar gelebilirsiniz ama bundan ötesi benim alanım’ deyip tırnaklarını gösterdi” dedi.

Savaş sonrası Batı’nın Rusya’yla nasıl ilişki kuracağının tartışıldığını, Batı’nın asıl büyük tehdit olarak Çin’i görüp, Rusya’yla uzlaşma ya da bugüne kadar yaptığı gibi bir “hasım devlet” olarak görme şeklinde iki ayrı seçeneğinin bulunduğunu söyleyen Sarı, “Önünde sonunda Rusya ile Batı arasında bir uzlaşı ihtimali yüksek. Çünkü Rusya öyle ekonomik bir cendere içine sokuldu ki eşi, benzeri az görülür bir ambargo. Rusya, öyle çok kendi ayakları üzerinde durabilecek iktisadi güce sahip değil. Enerji kaynaklarıyla durabiliyor, güçlü bir nüfus eksikliği var. İzole edilmiş Rusya’nın, ciddi bir ekonomik yıkımla karşı karşıya kalabileceği görülüyor. Rusya’nın uzlaşıya doğru geleceğini düşünüyorum” dedi.

“AVRUPA ÖZERKLEŞEBİLİR”

Müslim Sarı, savaşın başlangıcında “Avrupa yeniden NATO üzerinden ABD ile bir araya geldi” düşüncesinin öne çıktığını, ancak Avrupa’nın askeri gücünü inşa edip özerk hale geleceği yönündeki senaryonun daha güçlü olduğunu savunarak, şöyle konuştu: “Avrupa’nın özerkleşeceği ve kendi güvenlik mimarisini, hem enerji hem güvenlik stratejisi açısından yeniden kurabileceğini düşünüyorum. Bunun emareleri var; mesela Almanya’nın savunma sanayii bütçesini 100 milyar avroya çıkarması, acil müdahale gücü oluşturulması tartışmaları… Aslında Avrupa’nın bir yandan güvenlik endişeleri var, bir yandan da ‘NATO’ya ne kadar güvenebiliriz’ endişesini taşıyor. Bunları gidermek için de ‘Kendi ordumuzu kuralım ve yolumuza gidelim’ düşüncesinin geliştiğini görüyorum. AB’nin savunma açısından NATO ve ABD’den, enerji açısından da Rusya’dan özerkleşmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönem, Avrupa’nın, yeni enerji kaynakları arayışı içinde olacağını görüyoruz. Kendi ayakları üzerinde duran bir Avrupa tasarımı var. Güvenlikle şekillenen, enerjiyle süren ve değerlerle desteklenen bir Avrupa tasarımının daha belirgin olacağını düşünüyorum.”

“ÜLKEMİZ DAHA ÖNEMLİ”

Avrupa’nın ABD’den ayrışmasının, Türkiye için bir şans olduğunu vurgulayan Sarı, “Avrupa’nın kendini yeniden Avrupa merkezli biçimde konumlandırmaya başlaması, iki bakımdan Türkiye’yi önemli kılıyor. Birincisi, Türkiye olmadan bir Avrupa güvenliği olamayacağı bir kez daha ortaya çıktı. İkincisi; enerjide seçenek oluşturulacaksa önümüzdeki dönemde Türkiye çok daha önemli. Hem mevcut enerji havzalarına yakın olması, hem de Doğu Akdeniz’de bulunan enerji havzalarının Batı’ya taşınması konusunda. Bunlar Türkiye’yi yeniden çok önemli kılıyor” diye konuştu.

“DNA’SI UYUŞMUYOR”

Türkiye’nin önüne gelen tarihsel fırsatı AKP iktidarının doğru değerlendirmesinin mümkün olmadığını ifade eden Sarı, “AKP’nin DNA’sı Batı’nın demokratik değerleriyle uyuşmuyor. AKP ile Batı arasındaki güven sorunu, orta ve uzun vadede Türkiye’nin önünü açabilecek, yeniden Batı ile ilişkilerini güçlendirebilecek bir siyasal çerçevenin önündeki en büyük engel. Mevcut iktidarla AB arasında bir güven sorunu var.”

Mevcut tabloda ekonomik işbirliğinin yanı sıra demokrasi, hukuk devleti, laiklik ve Avrupa değerleri temelinde Türkiye’yi yeniden Avrupa’yla işbirliği yapan ülke haline getirmeyi amaçlayan bir siyasal yapıya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Sarı, “Türkiye’nin yükselen jeopolitik önemi, tarihsel konumu açısından çok büyük bir fırsat var. Bu fırsat, talihsizlik ki AKP’nin son bir yılına denk geldi. Yıpranmış, öngörüsüz, jeostratejik planlar yapamayan bir iktidar… Bu, muhalefetin aslında yeni hareket alanı” görüşünü dile getirdi.

“YENİ İKTİDAR İHTİYACI”

Müslim Sarı, Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından yeni bir iktidara ihtiyaç olduğunu belirterek “Artık yeni zamanlardayız. Yeni tasarımlar, iktidarlar gerekiyor. 2002’de açılmış parantez 20 yıl sonra kapanıyor. Yeni parantezin küresi ve ayakları da oluşmuş durumda. AKP bu parantezin köşesinde kenarında olabilir ama bir iktidar olarak yok. Yeni dönem artık yeni siyasal iktidarları ortaya çıkaracak” dedi.

“KURUCU GÜÇ CHP OLACAK”

Sarı, yeni bir uzlaşmanın zeminini yaratacak olan partinin CHP olduğunu dile getirerek “İşte bu CHP’ye düşer. Çünkü 100 yıl önce devlet kurmuş, ulus inşa etmiş bir parti olarak kurucu üstünlükleri var. En büyük muhalefet partisi olarak siyaseten karşılığı var. Dolayısıyla yeni siyasal iktidarın kurucu, yönlendirici gücü CHP olacak. ‘Her şeyi CHP yapacak’ demek istemiyorum. Çünkü Cumhuriyet fikrinin kendisi CHP’den daha üstte. Dolayısıyla parti mutfağının içinde olmayacak ama CHP’nin yönlendireceği, alan açacağı bir yönde olmalı. Bu iş en çok CHP’nin görevidir” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN ÇIKAR COĞRAFYASI”

Sarı, Türkiye’nin dış politikasının hedefine koyacağı çıkar coğrafyası ve içeriğine ilişkin şunları söyledi: “Türkiye; Karadeniz, Akdeniz, Hazar, Kızıldeniz, Basra, bu beş deniz ülkesinde stratejik çıkarları olan bir ülke. Şöyle bir ülke düşünün; hem Müslüman hem laik. Hem Ortadoğu’da hem Batı ittifakının içinde. Doğru dürüst yeraltı zenginliği olmaksızın 800 milyar dolar milli geliri olan bir ekonomi. Yaş ortalaması 33 ve demokratik fırsat penceresi 2040’a kadar açık. Hâlâ yönetimi, çevresindeki ülkelerle karşılaştırdığımızda seçimle değişiyor. Bu model 100 yıl önce kurulmuş. Bize düşen görev 100 yıl sonra bu modeli ihya etmek. Türkiye’nin dış politikası da bu beş deniz çevresinde bölgesel güç olabilecek potansiyeli barındırıyor. Tüm çıkarlar Batı’da değil. Türkiye hem doğuda hem batıdadır ama ne doğudadır ne batıdadır. Stratejik çıkarlar Kafkasya’da, Ortadoğu’da, Orta Asya’da ve Avrupa’da. Her şeyi Avrupa eksenli gören anlayışın, Türkiye’nin potansiyelini kullanma konusunda bir sınırlılık yarattığını düşünüyorum. Evet Avrupa değerli, asıl yönümüz Batı ama Türkiye bu 5 deniz çevresinde batının değerleri üzerinden kendi tarihsel çıkarlarını harekete geçirecek ilişki alanını kurmalı. Her şeyi bir tarafa yönlendirip diğer taraftaki avantajları görmeyen bir dış politika anlayışı, Türkiye’nin bir güç olmasını engeller.”

“TARTIŞMALARI GÖRÜYORUZ”

AKP iktidarının önceliğinin, iç siyasette yeniden güçlenmek, ülkeye yeniden finans akışı sağlamak olduğunu belirten Sarı, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bir Türkiye’nin bekası var, bir de iktidarın bekası var. İkisini ayırmak gerekiyor. AKP, kendi siyasal çizgisinin devamlılığı ve 2023’ü kazanmak açısından, bunu bir fırsat olarak görüp değerlendirmek isteyecektir. Ama kısa vadeli siyasal talepler ya da çıkarlar için Türkiye’yi kaybetmeyi göze almamak gerekir. Türkiye’nin bekası, AKP’nin bekasının önündedir. Ben Batı’nın da böyle baktığını, Türkiye’deki siyasetin de böyle bakması gerektiğini düşünüyorum. Biliyorsunuz, nicedir AKP kendi bekasını devletin bekasına bağlamıştı. Şunu da söyleyelim, AKP artı MHP siyasal çizgisinin arkasında, devletin bekası kavramı ile konsolide olmuş bir yapı vardı. Bu yapı, 15 Temmuz’dan sonra çok belirgin hale gelmeye başlamıştı. AKP’nin bize dayattığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni de destekledi. Ama bugün gelmiş olduğumuz noktada, bu yapıda ‘Devleti bir tek kişinin kaderine bırakmak hiç de doğru olmadı. Devlet gelenekleriyle hiç uygun değil’ tartışmaları olduğunu da görüyoruz.”

“TÜRKİYE YOL AYRIMINDA”

Küresel gelişmeler eşliğinde Türkiye’nin yeni bir yol ayrımında olduğunu söyleyen Sarı, “Bütün bunların olduğu zamanın tam da cumhuriyetin yüzüncü yılına denk düşmesi, bizim için çok güçlü bir metafor. Yani 100 yıl sonra bir kere daha cumhuriyeti ihya etme, partilerin siyasetinin de üzerine çıkarak yeni bir parantez açma zamanı. Bu partilerin parantezi değil. Gerçekten Türkiye’nin birikimlerini kucaklayan bir parantez. Tüm sorunlara dönüp yeniden bakmak mesela… Yeni bir uzlaşma önermek gerekiyor. Tüm toplum kesimleriyle, üretim modeliyle Cumhuriyet’in yeni yüzyılı bu. Bu çok yaşamsal ve tarihsel bir yerde” diye konuştu.

“DÜNYANIN GEÇİŞ DÖNEMİ”

Covid-19 salgını sonrası dünyanın çok kutuplu düzene geçiş aşamasını yaşadığını belirten Sarı, “AB’nin de bu kutuplardan biri olma iddiası var. Özellikle Fransa çok ihtiraslı savunuyor. Yani bir tarafta ABD, diğeri tarafta AB, Çin, Hindistan ve Rusya. Ama Rusya’yı bir kutup olarak anlamlandıramıyoruz henüz. Çünkü bunu taşıyacak bir iktisadi gücü yok. Önemli bir silah, enerji gücü var ama nüfus açısından yetersiz ve iktisadi gücü bunu sürdürebilecek durumda değil. Dolayısıyla AB’nin bir kutup oluşturma durumu var. NATO ortadan kalkmayacak ama Rusya tehdidiyle, kısa vadede Atlantik’in iki yakasında Avrupa’nın biraz daha kendi yoluna gitme eğiliminde olacağını düşünüyorum” dedi.