Türkiye’nin dönüm noktası: 76 yıl geçti

Türkiye’nin siyasal yaşamı, bugüne kadar çok parti denemeleri ve askeri darbeler nedeniyle önemli engeller atlattı. Temeli Atatürk zamanında atılan çok partili hayata geçiş ise kolay olmadı.

Demokrasinin bir gereği olarak çok partili hayata geçişin öncülüğünü yapan Atatürk, 9 Eylül 1923’te Halk Fırkasını kurdu.

Daha sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Ancak iki partinin çeşitli sorunlar nedeniyle kısa sürede kapanması nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatta olduğu dönemde çok partili hayata tam olarak geçilemedi.

Türkiye’de gerçek anlamıyla çok partili hayata geçişin dönüm noktası ise İkinci Dünya Savaşı süreci oldu. Türkiye, 1939-1945 yılları arasında yaşanan savaşa fiilen katılmamış olsa da savaşın olumsuz etkilerini ekonomik ve siyasi anlamda oldukça sert bir şekilde yaşadı. Savaş koşulları nedeniyle savunma harcamalarında yaşanan artış, bazı temel ihtiyaç mallarının yokluğu ve hayat pahalılığı, özellikle dar gelirli vatandaşları olumsuz etkiledi.

Sıkıntıları hafifletmek için tedbir alınsa da savaşın yıkıcılığı karşısında bu tedbirler de yeterli olamadı.

Savaş döneminde oluşan bu olumsuz hava, vatandaşlar arasında tek parti yönetimine yönelik hoşnutsuzluğu da artırmaya başladı. Bu hoşnutsuzluk ise çok partili hayata geçişin iç dinamiğini oluşturdu.

DP’NİN KURULUŞU

İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da demokratik olmayan yönetimler yıkılmış, özgürlük ve demokrasi kavramları önem kazanmaya başlamıştı. Bunun yanında Türkiye’nin Birleşmiş Milletlere (BM) girişi ve Batılı devletlerle yakınlaşması, daha demokratik bir sistemin yerleşmesine zemin hazırladı. Bütün bu iç ve dış gelişmelerle beraber Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de savaşın zorunlu kıldığı şartlar ortadan kalktıkça, ülkenin siyasal ve kültürel hayatında demokratik ilkelerin gittikçe daha fazla yer tutacağına işaret ederek, çok partili sisteme geçişin destekleyicisi oldu.

Türkiye’de tam olarak çok partili hayata geçiş, 18 Temmuz 1945’te Nuri Demirağ’ın başkanlığında Milli Kalkınma Partisinin kurulmasıyla başlarken, yine bu süreçte kurulan Demokrat Parti öne çıktı. Demokrat Parti, 1945’te Türkiye Büyük Millet Meclisinde “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” görüşülürken CHP milletvekillerinden Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’ın muhalif bir tavır sergilemesi sonucunda kuruldu. Daha fazla demokrasi talep eden bu grup, Türkiye tarihine “Dörtlü Takrir” olarak geçen bir önerge verdi. Aynı milletvekilleri daha sonra Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılarak 7 Ocak 1946’da Demokrat Partiyi kurdu.

İLK SEÇİMİN GALİBİ CHP OLDU

13 partinin daha kurulduğu bu dönemde, 21 Temmuz 1946’da yapılan ilk çok partili seçimi Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. İlk çok partili genel seçimde CHP 397, Demokrat Parti 61 ve bağımsızlar 7 milletvekilliği elde etti.

14 Mayıs 1950’de yapılan seçimde ise Demokrat Parti, ezici bir çoğunlukla sandıktan çıkarken, 27 yıldır ülkeyi yöneten CHP ise iktidarını kaybetti. “Yeter söz milletindir” sloganı ile seçime giren Demokrat Parti, 487 milletvekilliğinin 416’sını aldı.

Demokrat Parti, 1954 ve 1957 seçimlerini de kazanarak, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine kadar 10 yıl boyunca ülkeyi yönetti.